Category Archives: Size Özel

  • 0

  • 0

  • 0

  • 0

  • 0

  • 0

DENTAL RESTORASYON

Zamanı Dolmuş Restorasyonlar (Dolgu Ve Kuronlar) Niçin Yenilenmelidir?

Bunun bazı sebepleri vardır;

​TEKRARLAYAN ÇÜRÜKLER; İlk çürüğe sebep olan şartlar, dolgunun etrafında başka çürümelere de zemin hazırlayabilir. Diş temiz tutulmazsa dolgunun kenarlarından tekrar çürüyebilir. Dişin üzerinde bir kuron varsa ve ağız bakımına da dikkat edilmiyorsa, kuronla diş arasında kolaylıkla çürüme başlayabilir. Daha önce bahsedildiği gibi çürüğe müdahale edilmezse, çürük dişin sinir odasını işgal ederek a​p​seye yol açabilir. Bu olaylar, kanal tedavisi veya dişin kaybıyla sonuçlanacaktır.

asit-aşınması1

YIPRANMA; Bir restorasyonunun ömrünü etkileyen birçok faktör olmasına rağmen, gümüş (amalgam) dolgu, kuron veya köprünün ortalama ömrü 5 ila 15 yıldır. kompozitlerin (plastik-diş renkli dolgu) ortalama ömrü ise 5 ila 10 yıldır. Çiğnemek suretiyle dişlere ve dolgulara uygulanan sürekli kuvvetler yıpranma sebebidir. Bazı durumlarda porselen veya altın kuronlar, karşı dişin sürekli öğütmesinden dolayı yıpranır.

SIZINTI; Dolgular yıpranma ve travma (darbeler) sebebiyle kenarları boyunca açılmaya başlar. Bu durumda sızıntı kaçınılmazdır. Genelde bir kuronun ısırma yüzeyindeki sızıntı, hasta tarafından fark edilemez. Bu, bakterilerin dişin daha derin bölgelerine nüfuz etmesine sebep olur. Bir kez bakteri, diş veya kuronun içine nüfuz ettikten sonra oradan çıkarılamaz ve hızla çürüme başlar. Tüm bunlardan daha da kötüsü, bu hasarın genellikle görülmemesi ve çürüme dişin özüne gelinceye kadar hiçbir belirti vermemesidir.

6_3_2013_17_33_511_Dental_Restoration_717017[1]

ÇATLAKLAR; Gün boyunca dişlerimiz tahminimizden daha çok fiziksel kuvvetlere maruz kalır. Sadece yemek yerken bile dişlerimizin santimetre

​ ​karesi yüzlerce kilogram-kuvvet değerinde basınca maruz kalır. Isırma basıncı ve sert yiyeceklerin çiğnenmesi dişler veya restorasyonlarda ince çatlaklara sebep olabilir.

buu

AŞINMALAR; Çatlaklar için zamanında önlem alınmazsa dişler kırılır veya aşınır. Daha pahalı ve ayrıntılı işlemlere ihtiyaç duyulur hale gelir. Bu tip dişlere kuron tavsiye edilir. Bazen bahsedilen bu çatlak ve aşınmalara, porselen kuronda da rastlanır. Aşınmış bir porselenin ömrü dolmuştur ve parçalanmaya başlar. Rutin kontrollerde mevcut porselen kuronlarda​​ki yıpranmaların saptanması ve gerekli önlemlerin alınması restorasyonun ömrünü uzatacaktır.

6487_atlak_dis_sendromu_nedir

ESTETİK; Zamanla dolgular renk değiştirir veya lekelenir. Dolguların görüntüsünün değişmesi bazı zamanlarda sağlık açısından bir risk teşkil etmese de ağız içinde hoş olmayan bir görüntüye sebep olacaktır. Günümüzde metal renkli dolguların yerine, dişlerle aynı renkte özel dolgu maddeleri kullanılarak bu hoş olmayan görüntülerden kurtulmak mümkündür.

buu bub

DİŞ​ ​ETİ HASTALIKLARI; Birçok hasta diş​ ​eti hastalığı sebebiyle dişlerini kaybedeceğinden habersizdir. Dişeti hastalığı sebebiyle hiç çürüksüz dişler bile kaybedilebilir. Bu süreç çok yavaş ilerler. Dişeti çekilmesini kemik kaybı izler ve dişin destek dokuları eridiğinde dişin kaybı kaçınılmazdır. Dişhekiminiz bu hastalığı tespit ettiğinde, hastalığın ilerlemesini durdurucu önlemlerden bahsedecektir.


  • 0

Dişlerin Düzgün Konuşmaya Etkisi

Konuşma, insan ilişkilerinin en önemli unsurlarından biridir. Bazı meslekler ise tamamen düzgün konuşma temellidir, Bu meslekler; Politika, aktörlük, spikerlik, şarkıcılık, avukatlık gibi bazı meslekler, büyük ölçüde düzgün konuşmaya dayanır.
Düzgün konuşmada, birçok unsurun ve eğitimin yanında dişlerin de önemli rolleri vardır.

gulumseme

Aşağıda ki örnekler bu rolü vurgulamaktadır.
DE ve TE sesleri, dil ucunun, üst kesicilerin damak tarafındaki eğiminden destek almasıyla çıkar.
FE ve VE sesleri ise, alt dudağın, üst kesicilerin kesici uçlarına temas etmesiyle çıkar.
SE sesi, karışık bir işlemle çıkar. Alt ve üst kesiciler birbiriyle temas halindeyken, dilin, azıların dil tarafındaki yüzeyinden destek alması ve dil ucunun da (kesiciler arasında bir oluk yapıp) hava borusu oluşturmasıyla gerçekleşir. ŞE ve JE sesleri de buna benzer bir işlemle gerçekleşir; fakat bu sırada dil ucu göreve katılmaz.
Dişler çene kemikleri, diş​ ​etleri, dil, damak, bu​n​ların hepsi, çiğneme, tat alma. yutkunma ve konuşma ile ilgili görevlerini bir bütün halinde yürütürler.
© 2015 Microsoft Koşullar Gizlilik ve tanımlama bilgileri Geliştiriciler Türkçe


  • 0

Kadın Ağız ve Diş Sağlığı

Kadınların ergenlik, mensturasyon, hamilelik , emzirme ve menapoz dönemlerinde vücutlarındaki cinsiyet hormonları seviyesinde bazı dalgalanmalar olmaktadır. Bu hormonal değişiklikler doğrudan ya da dolaylı olarak ağız ve diş sağlığını etkileyebilmektedir.

2902052[1]

Ergenlik çağında:
Cinsiyet hormonu seviyesindeki dalgalanmalar, özellikle mensturasyon dönemlerinde, diş eti kızarıklıklarına ve dişeti kanamalarına neden olabilmektedir. Bu dönemde ağız içerisinde herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır.

Hamilelik döneminde:
Bu dönemde kadınlarda ” progesterone” ve “estrogen” hormonlarındaki değişiklikler diş eti hastalıkları riskini artırmaktadır. Bu hormonal değişiklikler ağız içerisinde hassasiyet ve diş etlerinde kızarıklık ve kanamalara neden olabilmektedir. Hasta tarafından yapılan kişisel ağız ve diş bakımı ile bu sorunların hafif olarak atlatılması sağlanabilmekle birlikte genellikle profesyonel yaklaşım gerekebilmektedir. Hamilelik sırasında oluşan uzun süreli diş eti hastalığı erken doğuma neden olabilmektedir. Hamilelik sırasında diş etlerinde oluşabilen “hamilelik tümörü” hamileliğin son döneminde ya da doğumdan sonra kendi kendine iyileşmektedir.
Bir çok hamile kadında bulantı sonucunda oluşan kusma ağız ortamındaki asiditeyi artırır. Bu asitler dişlerde erozyonlara yol açabilmektedir. Karbonatlı su ile gargara yapılarak asidin nötralize olması sağlanabilir. Eğer böyle bir uygulama olanaksız ise sadece su ile ağız çalkalanarak asidik ortamın uzaklaştırılması sağlanabilir.

Doğum kontrol ilaçları:
Bu ilaçlar içerdikleri hormonlar nedeni ile hamilelikte oluşan ağız içi değişikliklere benzer semptomların neden olurlar. Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımları dişeti iltihaplarına yol açabilmektedir. Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı “Çekim Sonrası Alveoliti”=”Kuru Soket” oluşumu riskini üç kez artırır. Bu nedenle cerrahi operasyon öncesi diş hekiminin bu durumu göz önüne alması gerekmektedir.

Menapoz kadınların yaşamında oldukça önemli bir süreçtir. Bu periyot sırasında kadınlarda hormonal ve psikolojik değişiklikler olabilmektedir. Doğal olarak bu etkileşimden ağız dokuları ve dişler de paylarını almaktadır. Menapoz esnasında kadınlık hormonu “estrogen” seviyesinde ciddi bir değişiklikler olur ve “estrogen” seviyesi en az düzeye iner.

“Estrogen” aynı zamanda kalsiyumun emilmesi için gerekli olan bir maddedir. Noksanlığı kemikteki kalsiyum seviyesinin düşmesine neden olur dolayısı ile kemik erimelerine ve “osteoporez”a yol açar. Kemik erimesi vücuttaki tüm kemiklerde görülmektedir. Dişi çevreleyen kemik dokusunda oluşan erime bazen dişlerin destek dokularını yitirmelerine ve sonuçta dişlerin sallanarak kaybedilmesi ile sonuçlanabilmektedir. Menapoz döneminde yüksek oranda kalsiyuma ihtiyaçları vardır (1200 mg/gün). Günlük diyet ile bu miktarda kalsiyum alımı mümkün değildir. Bu neden ile hekim tarafından kalsiyum preparatları ile kalsiyumun emilimin arttırılması için D vitamini önerilmektedir. Menapoz nedeni ile değişen kalsiyum dengesini tekrar kurabilmek için aynı zamanda hormon terapisi de uygulanmalıdır.

Women-Smiling-2[1]

Menapoz döneminde ağız ortamında oluşabilecek değişiklikler:
Menapoz sırasında kadınların ağız ortamlarında çok değişik belirtiler gözlemek mümkündür Bu belirtilerin tümü aynı anda bir kişide görülebildiği gibi biri ya da birkaçı birlikte da görülebilmektedir.

  • Ağız kuruluğu “xerostomia”
  • Ağızda hassasiyet.
  • Ağızda ağrı ya yanma hissi
  • Diş fırçalama sonrası ağızda yanma​.​ Tat alma duyusunda değişiklik.
  • Çene kemiğinde erime.

Menapoz döneminde geleneksel diş tedavilerinde özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum yoktur.
Ancak implant uygulamalarında implantın kemik ile osteointegrasyonunun sağlanabilmesi için kemik yapımının normal olması gereklidir.


  • 0

Acil yaklaşım gerektiren diş sorunları nelerdir?

Diş ağrısı
Ağrıyan diş üzerinde ve dişlerin arasında bulunan gıda birikintileri, diş fırçası ve diş ipi kullanılarak temizlenmeli ve yarım su bardağına yarım çay kaşığı tuz ilave edilerek elde edilen tuzlu su ile ağız iyice çalkalanmalıdır.
Kesinlikle ağrıyan diş üzerine ASPİRİN ya da herhangi bir ağrı kesici ilaç uygulanmamalıdır. Kimyasal yapıları nedeni ile bu gibi ilaçlar diş etinde ve çevre yumuşak dokularda tahrişlere neden olabilmektedir. Bu da diş ağrısının yanında ikinci bir ağrının oluşmasına neden olacaktır.
Eğer iltihap nedeni ile yüzde şişlik oluşmuşsa o bölgeye soğuk kompres yapılmalıdır.
Diş​ ​hekimine gitmeden önce bir ağrı kesici ilaç alınabilir.
Diş üzerinde çürük nedeni ile oyuk oluşmuşsa buraya çok az karanfil yağı (eugenol) emdirilmiş pamuk koyulabilir. Eugenol ağrının azalmasını sağlayacaktır. Ancak, bu işlemi yaparken eugenol fazla kullanılarak diş etine sızmasına neden olunmamalıdır. Çünkü karanfil yağı da yumuşak dokuları tahrip edici özelliğe sahiptir.Bir an önce diş hekimine başvurulmalıdır.

tooth-pain[1]

Diş kırılması / Diş Yaralanması
Tedaviye yardımcı olabilir düşüncesi ile -mümkünse- kırılan diş parçası bulunarak koruma altına alınmalıdır.30 dakika içerisinde diş​ ​hekimine gidilmelidir.
Bu arada bölgede kanama meydana gelmişse temiz bir gazlı bez ile basınç uygulanmalıdır. Basınç uygulamasına rağmen kanama 15 dakika içerisinde durmazsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Diş kırılmaları, dişlerin yerlerinde oynaması ya da çıkması, ağız dokularında yaralanmalar ve beyin sarsıntısı sıklıkla da basketbol, futbol v​bg​. gibi kontak sporları yaparken oluşan çarpma ve düşmeler ile trafik kazaları sonucunda oluşmaktadır. Özellikle kontakt spor yapan çocuklarda oluşabilecek ağız yaralanmalarını ve diş kırıklarını önlemek için uygulanacak en uygun yöntem ağız koruyucusu (mouth guard) kullanmalarını sağlamaktır.
Diş darbe nedeni ile kendi yuvasında yer değiştirir ise hafif bir parmak basıncı ile diş eski pozisyonuna getirilmeye çalışılmalıdır.
Dişi yuvasına yerleştirirken kesinlikle zorlanmamalıdır.
En geç 30 dakika içerisinde diş​ ​hekimine başvurulmalıdır.

DentalAccidents[1]

Daimi dişin yerinden çıkması
Yerinden çıkan diş bulunmalıdır.Bulunan diş taç (kuron) kısmından tutulmalıdır. Dişi kök kısmından tutarak buradaki dokuların daha fazla hasar görmesine neden olunmamalıdır. Eğer dişin kök kısmındaki dokular fazla hasar görürse dişin yuvasına tutunması mümkün olmaz. Kuron kısmından tutulan dişin üzerinde bulunan yabancı maddeler akan su altında yıkanmalıdır.
Diş yüzeyinin temizlenmesi sırasında ovalama işlemi yapılmamalı ve kesinlikle fırça kullanılmamalıdır
Öncelikle dişi yuvasına yerleştirmeye çalışılmalıdır.
Dişi yerine yerleştirirken aşırı kuvvet uygulanmamalıdır. Aksi taktirde diş ve diş yuvasında ciddi hasarlara neden olunabilir.
Diş yuvasına yerleştirilebilmiş​ ise yerinde sabit kalabilmesi için üzerine temiz bir gazlı bez koyularak ısırtılmalıdır.
Bu şekilde en kısa zamanda diş​ ​hekimine başvurulmalıdır.
Eğer diş yuvasına yerleştirilememiş​ i​se diş hekimine gidinceye kadar süt ya da su içerisinde korunmalıdır.
Yerinden çıkmış dişi tekrar kazanılması için diş dokularının fazla zedelenmemesi ve mümkün olduğunca çabuk diş hekimine baş vurulması gereklidir.
Uygun şartlarda korunmuşsa ve en geç yarım saat içerisinde diş hekimine ulaştırılmışsa dişin tekrar kendi yuvasına yerleştirilerek (reimplantasyon) ile kurtulma şansı %90 dır.
Dudak ve yanak yaralanmaları
Yaralı bölge ılık su ile temizlenmelidir.
Yara bölgesinde kanama varsa kanamanın durması için gazlı bezle basınç uygulanmalıdır.
Yanak ya da dudak dışından soğuk kompres uygulanmalıdır.
Eğer yara fazla büyükse ve kanama devam ediyorsa, diş​ ​hekimine ya da en yakın acil polikliniğine başvurulmalıdır.
Diş çekimi sonrasında oluşan kanamalar
Diş çekiminden sonra oluşan hafif kanamalar normaldir.
Şiddetli kanama varsa hemen diş hekiminize ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
Sızıntı şeklinde kanama varsa çekim yeri üzerine konulan gazlı bez basınç uygulayarak yarım saat tutulursa kanama duracaktır.
Eğer kanama hala devam ederse en uygun olanı diş​ ​hekiminize başvurmanızdır. Bu mümkün değil ise bir çay poşetini suda ıslattıktan sonra gazlı beze sarınız ve çekim yerine basınçla uygulayınız . Çay yaprağı içerisinde bulunan kanın pıhtılaşmasına yardımcı mineraller sayesinde yarım saat içerisinde kanama duracaktır.
Eğer sonuç alınmaz ise diş hekiminiz ya da en yakın sağlık merkezine başvurunuz.
Diş çekimini takiben öneriler
Hekiminizin yanından ayrıldıktan sonra, gaz tamponu ısırarak yerinde tutunuz. Kanama var ise ikinci tamponu da çekim yerine uygulayabilirsiniz.
Çekimi takiben 4-6 saat kadar sızıntı halinde kanama meydana gelebilir.
Çekimden sonra mümkünse başınız yüksekte olmak kaydıyla yatınız.
Çekimi takiben yaklaşık 2 saat kadar herhangi bir şey yemeyiniz. Sıcak yiyeceklerden kaçınınız.
Alkol ve kanamayı arttırabilecek olan ilaçları kullanmayınız.
Eğer herhangi bir sorun olur ise (diş ağrısı, fazla ve uzun süre kanama) diş​ ​hekiminize başvurunuz.


  • 0

10 Adımda Ağız Kokusundan Kurtulun

Toplumlarda çok yaygın olan ağız kokusu kişinin hem kendisini hem de çevresini rahatsız eden dolayısıyla sosyal yaşamı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Ağız kokusu yiyecek içecek veya vücuttaki fizyolojik olaylardan kaynaklı geçici bir durum olabileceği gibi bazı hastalıkların belirtisi de olabiliyor. Son durum patolojik ağız kokusu olarak da adlandırılır. Tedavi için öncelikle ağız kokusuna yol açan etmenler ortadan kaldırılması gerekir.
İster fizyolojik ister patolojik olsun, ağız kokusuna meydan vermemek veya var olan ağız kokusundan kurtulmak için alınacak bazı tedbirler, izlenecek bazı yollar vardır. Bu tedbirlerin çoğu genel vücut sağlığı için her insanın yapması gereken gündelik basit uygulamalardır. Ağız kokusuna meydan vermemek için yapılabilecek on farklı uygulama burada özetlenmiştir.

nieswiezy-oddech[1]

Ağız temizliğini ihmal etmeyin
Yemeklerden sonra diş fırçalamayı hiç ihmal etmeyin. Bu işlemi yaparken dilinizi de fırçalayın. Çünkü ağız kokusu problemlerinin % 90’ı ağız içi sebeplerden kaynaklanır. Ağız içi kaynaklı kötü kokunun da % 50’si dil yüzeyinde biriken eklentilerden, yani dilden kaynaklanır. O halde ağız kokusunun giderilmesinde ilk yapılacak iş ağız temizliğidir. Ağız temizliği, ağız kokusu problemi yaşayan hastalara uygulanacak tedavi aşamalarının ilk halkasını oluşturur.

Ağız kokusunun giderilmesinde uygulanacak öncelikli uygulama, ağız hijyenini gerektiği gibi sağlamaktır. Ağız içi hijyen konusunda yapılabilecek bütün işlemler yerine getirildikten sonra, koku hala devam ederse bundan sonra yapılabilecek ikinci işlem bir diş hekimine başvurmaktır.

Dilin yüzeyi pürüzlü yapıdadır. Dil yüzeyinde ve diş aralarındaki boşluklar yemek kalıntıları ve bakteriler için birer barınaktır, elverişli bir zemindir. Yemek artıkları ve bakteriler buralardan uzaklaştırılmazsa bakteriler bu yemek kalıntılarını parçalayarak kötü kokunun kaynağı olan sülfürlü bileşiklerin ortaya çıkmasına neden olurlar.

Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalı, yemek sonrasında dil ve dişler fırçalanmalıdır. Dişleri ve dişetlerini temizliğinde, uzmanların tavsiye ettiği gibi doğru bir teknikle fırçalama da önemlidir. Diş aralarının etkili bir şekilde temizlenmesi için ara yüz fırçası da kullanılabilir.Diş fırçalama imkânı olmayan durumlarda ağız su ile yıkanmalıdır. Eğer imk​a​nı varsa tuzlu su ile ağzınızı gargarası yapabilirsiniz. Yemek sonrası parmak ucuyla çok az miktarda alınan tuz, ağız içi ortamı bazik hale çevirir ve bakteri faaliyetini azaltarak hem çürük oluşumunu hem de ağız kokusunu önler. Ağız hijyeni için tavsiye edilen ağız gargaralar da kullanılabilir.

dis_protezi_temizligi_icin_10_onemli_tavsiye_h41794[1]

Ağız içi protez, braket ve köprü gibi yapıların temizliğine dikkat edin ve bunların rutin kontrollerini yaptırın.
Braketlerin bakımı: Özellikle ortodontik tedavi gören hastaların dişlerine çeşitli ağız içi aparatlar takılmaktadır. Bu yapılar braket, teller ve bunların tutturulmasında kullanılan malzemelerden ibarettir. Ağız içi yapılar yemek artıklarını tutar, bakterilerin tutunması ve plak oluşumu için iyi bir ortam oluştururlar. Bu bakımdan, ortodontik tedavi görenlerin daha uzun süren ve daha özenli diş fırçalama yapması gerektirir. Ağız içi apareyleri olanlar diş fırçalamayı ortodontik fırça ile yapmalı ve hiç ihmal etmemeliler. Yine, braketlerin dipleri ve ağız içi tellerin alt yüzü günde en az bir defa, ara yüz fırçası ile fırçalanmalıdır. Aksi takdirde kötü ağız kokusu ve dişlerde beyaz nokta lezyonu olarak adlandırılan, braketlerin dişe tutunduğu noktalarda kalıcı renk değişimleri oluşur.

Protez ve köprülerin bakımı: Sökülebilen protezleri olanlar eğer diş hekimi tarafından aksi söylenmediyse geceleri bunları çıkararak antiseptik bir sıvı içerisinde beklet​il​meli. Diş fırçalama ihmal edilmemeli ve mutlaka köprülerin alt yüzleri, ara yüz fırçası ile temizlenmelidir.
Diş ve diş eti sağlığınızı koruyun
Yukarıda da söylendiği gibi ağız içi hijyen konusunda yapılabilecek bütün işlemler yerine getirildikten sonra kötü koku hala devam ederse bundan sonra yapılabilecek ikinci işlem bir diş hekimine başvurmaktır. Ağız içi kaynaklı kötü kokunun da % 30’dan fazları basit veya ilerlemiş diş eti hastalıkları, dişi çevreleyen dokuların enfeksiyonu, diş çürümeleri gibi rahatsızlıklardan kaynaklanır. Ağız bakımıyla giderilemeyen ağız konusu problem yaşıyorsanız vakit kaybetmeden diş hekimini müracaat etmelisiniz. Hekim sizin hastalık öykünüzü dinler, gerekli muayene ve ağız kokusu ölçümlerini yapar.

Hekim tarafından Periodontal cepler ve yemek artıklarının birikebileceği yerlerin düzeltilmesi, diş taşlarının temizlenmesi, çürük dişler varsa tedavisi, eğer tedavisi mümkün değilse çekimi yapılır.

Bazı diş hekimleri diş eti hastalıklarının tedavisinde koruyucu amaçlı ve yapılan tedavinin etkinliğini artırmak için folik asit, selenyum, E ve C vitamini, koenzim Q10 önermektedirler.

Diş hekimi tarafından ağız içi rahatsızlıklar tedavi edildikten sonra koku hala geçmemişse veya ağız içinde kokuya yol açan bir olay tespit edilmemişse, diş hekimi kokunun nedenlerini ortaya çıkarmak için hastayı diğer uzmanlıklara yönlendirir. Bu yönlendirmede öncelikli sıralama Kulak – Burun – Boğaz (KBB), göğüs hastalıkları, diyabet, gastroenteroloji uzmanlıkları şeklinde olmalıdır. Eğer koku yine de geçmezse daha sonra romatoloji, endokrinoloji, hematoloji uzmanlıkları ile hatta son kertede psikiyatri ile konsültasyon yapılmalıdır.

Tam bir ağız muayenesi yaptırın
Ağız kokusu, koku alma hücrelerinin kokuya kolayca adapte olması nedeni ile kişinin kendisi tarafından algılanamaz. Çoğunlukla kişinin çevresindekiler de çekindikleri için gerekli ikazı yapmazlar. Bu yüzden zaman zaman hem ağız içi hastalıklar hem de ağız kokusu yönünden Tam bir ağız muayene ve ağız kokusu ölçümleri yaptırmakta fayda vardır. Hiç şik

​a​yet yokken bile düzenli olarak diş hekimi kontrolü, uzmanlarca tavsiye edilmektedir. Kaldı ki ağız içi bir sorun varken bu konu hiç ihmal edilmemelidir. Çünkü erken müdahale tedavinin başarısında önemlidir. Aksi takdirde tedavi süreci uzar ve maliyeti artarken, başarı düzeyi de azalır.
Diş ipi kullanın
Ağız bakımı adına günde bir kez ve tercihen akşam yemeklerinden sonra veya yatmadan önce diş ipi kullanılması ağız kokusunu önler.

Su için, şekersiz sakız çiğneyin, şeker tüketimini azaltın!
Özellikle yaşlılarda ağız kuruması problemi ortaya çıkar. Ağız kuruluğu ağız florasının bozulmasına ve kötü ağız kokuların ortaya çıkmasına yol açar. Sık su içmek hem vücudun su dengesi korur hem de ağzın oksijenlenmesini sağlayarak bakteri faaliyeti azaltır ve ağız kokusunun önlenmesine yardımcı olur. Tükürük salgısı ağzın kendi kendini temizlemede önemli bir role sahiptir. Eğer tükürük salgısı normalden daha az olursa ağız florası bozulur. Bu durumda, ağız kokusunun oluşumunda etkili olan gram negatif bakterilerin faaliyeti artar.

Sakız çiğnemek hem tükürük salınımını artırır hem de ağız içi temizliğinde etkili olabilir. Bu amaçla yemeklerden sonra 15 dakikayı aşmamak şartıyla şekersiz sakız çiğnemek ağız kokusuna iyi gelebilir. Ancak çene eklemlerinin yorulmaması, aşınmaması için ölçü aşılmamalı, sakız çiğneme süresi 15 dakikayı geçmemelidir. Bu arada şekerli sakızların diş çürümesine neden olabileceği unutulmamalıdır. Mentollü pastiller gibi koku giderici ürünlere de dikkat etmelidir. Bu ürünler ağız kokusunu bir miktar giderir ama diğer yandan ağız kuruluğa yol açtığı için fayda yerine zarar verebilirler.

Şeker ve şekerli gıdalar ağız içindeki bakteriler için uygun ortam oluştururlar. Ayrıca, şeker diş çürüklerine de neden olur. Bu yüzden eğer atıştır​malı​k​ olarak şeker yeme alışkanlığınızı varsa bunu bırakın.
Su ve posa içeriği bol olan sebze ve meyveler tüketin, lokmalarınızı iyi çiğneyin

Lokmaların iyi çiğnenmesi tükürük salınımını artırır. Diğer taraftan yiyecekler, daha iyi parçalanmanın yanında, tükürük salgısı ile iyice karışır. Böylece ağızda fazla yemek artığı kalmaz.

Meyve ve sebzeler gibi lifli yiyecekler içerdikleri seliloz sayesinde adeta bir fırça etkisi gibi dişlerin mekanik olarak temizlenmesine yardımcı olur. Ayrıca meyve ve sebzeler içerdikleri vitaminler sayesinde diş ve bilhassa diş eti sağlığına yardımcı olur. Lifli yiyeceklerin kolon ve rektum kanserlerini önlemede de etkili olduğunu bilinmektedir.

Kahve taneleri çiğneyin, tarçın, karanfil tüketin

Yiyecek ve içeceklerde tarçın kullanmak da ağız kokusunu gidermede faydalı olur. Yine kahve taneleri, karanfil çiğnemek de ağız kokusunu gidermede etkilidir.

Yemek sonrası parmak ucuyla çok az miktarda alınan tuz, ağız içi ortamı bazik hale çevirir. Bu ise hem çürük oluşumunu hem de ağız kokusunu önler.

Yemeklerle birlikte maydanoz yemek sindirimi kolaylaştırır ağız kokusunu önler. Keza nane de ağız kokusuna iyi gelir.

Burun tıkanıklığı varsa tedavi ettirin

Burun tıkanıklığı geceleri ağızdan nefes almaya, ağız açık uyumaya neden olur. Bu durum ağız kuruluğu yapar, ağız ve boğaz florasını bozar ve sonuçta ağızda kötü koku oluşur. Bu nedenle ağızdan nefes almak sağlıklı bir durum değildir ve tedavi edilmelidir.

Alkol ve sigaradan uzak durun

Sigara hem kendine özgü kötü kokusu nedeniyle doğrudan hem de tükürük salgısını azaltıp ağız kuruluğu yaparak dolaylı yönden ağız kokusuna yol açar. Alkol ve sigaranın kötü kokuları yanında diğer zararlarını da düşünerek bunlardan kurtulmanın yollarını arayın.

Diğer taraftan turp, soğan, sarımsak, çeşitli baharatlar kendine has kokuları olan yiyeceklerdir ve ağız kokusuna yol açarlar. Cami gibi, insanların toplu olarak bulunduğu mek​a​nlara giderken bu tür yiyeceklerden uzak durun.